Kaygı Bozuklukları

Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) Tedavisi Ankara

Günümüzde yetişkinler gibi çocuklar da kaygı bozukluğu ile mücadele etmek zorunda kalıyor. Çocuklarda beklemedik, ani, tekrarlayan ve herhangi bir neden yokken yaşanan endişe ve korku duyguları, kaygı bozukluğunu işaret etmektedir.  Çocuklarda yetişkinlere nazaran daha “net bir tabloda görülebilen” kaygı bozukluklarının sebepleri, kaygı bozukluğunun belirtileri, kaygı bozukluğunun tedavisi mümkündür.

Kaygı Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?

Yaygın kaygı bozukluğu; herhangi belli bir durum ya da nesne tarafından başlatılmayan ancak uzun süren ve yoğun belirsiz korkulara sebep olabilen bir rahatsızlıktır. Kendi içinde çeşitli türlere ayrılan kaygı bozukluğunun nedenleri de kendi içinde ayrılmaktadır. Örneğin saplantı bozukluğunda istem dışı düşünceler görülür ki kişi, bunları durdurma girişimine girer fakat yapmak zorunda hissettiği bir rutin olduğunu düşünerek çaresiz kalır. Travma sonrası stres bozukluğu ise “bir olaydan sonra stres yaşanır ise” görülür. Bu nedenle, her bir kaygı çeşidinin sebebi de tedavisi de birbirinden farklılık gösterir.

Kaygı bozukluğunun bazı sebepleri aşağıda sıralanmıştır;

  1. Fizyolojik Faktörler
  2. Psikanalitik Sebepler
  3. Olayları Yorumlama Biçimi
  4. Varoluşsal Problemler
  5. Kalıtımsal Etmenler
  6. Biyokimyasal Faktörler
  7. Çevresel Faktörler

1- Fizyolojik Faktörler

İnsan hayatını derinden etkileyebilecek travmatik olayların çoğu, kaygı bozuklukları ve psikolojik bozuklukları tetikler. Buna ek olarak hormonlar da yine kaygı bozukluğu üzerinde doğrudan etkin rol oynar. Bir diğer sebepte yine değişen gen yapılarıdır. Genetik yatkınlık sebebiyle psikolojik bozukluklar, günümüzde sıklıkla görülmektedir. Kaygı bozukluklarının bir diğer fizyolojik faktörü ise var olan tıbbi hastalıklardır. Astım, kronik rahatsızlıklar, diyabet, solunum yolu hastalıkları, tiroit problemleri gibi hastalıklar da yine kaygı bozukluklarına sebep olabilirler.

2- Psikanalitik Sebepler

Kaygı bozukluklarında psikinalatik sebepler dendiği zaman mutlaka kişinin kendi iç çatışması göz önüne alınır. Freud’un öncüsü olduğu psikanalist yaklaşım; kişinin alt benliği ile üst benliği arasında meydana gelen dürtüler ve çatışmalar, benliğin çözüm üretememesine neden olur.

Psikanalitik sebeplerden bir diğeri de kişinin bunalımda olmasıdır. Kişi kendini bunalımda hissederse kuşkusuz ki kaygı bozukluğu da kaçınılmaz olur.

3- Olayları Yorumlama Biçimi

Kişilerin olayları yorumlama biçimi de yine kaygı bozukluklarına zemin hazırlayan faktörlerdir. Bilişsel kurama göre de kaygı yada psikolojik bozuklukların ortay çıkmasındaki en önemli faktörlerden birisi kişinin olayı yorumlama şeklidir.

4- Varoluşsal Problemler

Varoluşçu yaklaşıma göre insan beyni, doğuşta tamamen bomboştur. Fakat; yaş ilerledikçe kazanılan deneyimler, alınan dersler, öğrenilenler ve yaşadığımız travmatik olaylar; beynimizi doldurur. Hayatın gidişatını da bu olaylara verdiğimiz tepkiler belirler ki eğer ki tepkiler olumsuz ve kaygı dolu ise kuşkusuz ki kaygı bozukluklarının görülmemesi şaşırtıcı değildir.

5- Kalıtımsal Etmenler

Kalıtımsal etmenler de kaygı bozukluklarında önemli rol oynar. Majör depresyon gibi kaygı bozukluğu krizine kaynaklık edebilecek psikolojik rahatsızlıklar söz konusu ise kişinin, kaygı bozukluğu yaşama riski de oldukça yüksek olur. Birinci dereceden akrabalarda da panik bozukluğu olması, kişi de de kaygı bozukluğunun ortaya çıkışını da tetikleyebilir.

6- Biyokimyasal Faktörler

Biyokimyasal faktörlerde kaygı bozuklukları üzerinde etkin rol oynamaktadır. Depresif bir problem sebebiyle reçete edilmiş bazı ilaçlar, MAO inhibitörleri, diazem tipi ilaçlar, beta blokerler gibi çeşitli ilaçlar da kaygı bozukluğunu tetikleyebilirler.

7- Çevresel Faktörler

Her hastalıkta olduğu gibi çevresel faktörler de kaygı bozukluklarında önemli rol oynarlar. Okulda yaşanan stres, arkadaşlık kuramama, sevdiği birini kaybetme, cinsel istismar, maddi konuda yaşanan stres gibi çeşitli çevresel faktörlerden ötürü çocuklarda kaygı bozuklukları tabloları görülebilmektedir.

Kaygı Bozukluklarının Tedavisi Nasıl Yapılır?

EMDR Yöntemi

EMDR yöntemi, kaygı bozukluklarının tedavisi konusunda en iyi tedavi seçeneklerinden birisidir. İlaçlı tedavilere ek olarak da uygulanabilen EMDR terapisi, çocuklar üzerinde oldukça olumlu etkilere sahiptir. Acı anıları unutturan değil, etkisizleştiren bir terapi yöntemi olan EMDR, diğer terapi tekniklerinden de farklıdır. Hızlı sonuç vermesi ve her yaştan bireye uygulanabilmesi ile bilinen EMDR terapisinde; danışanın geçmişteki yaşadığı olumsuz yaşantısının şuanı ve gelecekteki hayatını etkilememesi için gayret verilir.

Bilişsel Terapiler

Kaygı bozukluklarının tedavisinde oldukça etkin rol oynayan bilişsel- davranışçı terapiler; kişiye duygu, düşünce ve davranışlarını anlayarak kaygıyı nasıl yöneteceğinin öğretildiği terapidir. Maruz bırakma, sistematik duyarsızlaştırma gibi çeşitli teknikler kullanılır ve kişilerin “istenmeyen davranışlarını” sonlandırması için nefes egzersizleri ve gevşeme egzersizleri de uygulanır.

İlaçlı Tedaviler

İlaçlar, kişinin yaşadığı kaygı semptomlarını kaldırmak amacı ile reçete edilebilir.

WhatsApp chat
Şimdi Ara!
Yol Tarifi